Home » Hz_ Muhammed » Hz. Muhammed’in Kaç Kızı Vardı?

Hz. Muhammed’in Kaç Kızı Vardı?

Sahi Hz. Muhammed’in Kaç Kızı Vardı? (Net Bir Skandal)
Bu başlığa bakılınca ilk etapta basit görülebilir; ancak o kadar da değil. Nedense bu konu bile islam tarihçileri tarafından çarpıtılmış ve bir skandal olay olarak tarihe geçmiştir. Yediden yetmişe hangi müslümanı konuştursak Hz. Muhammed’in erkek ve kızlarının isimlerini bülbül gibi anlatır; ama ne yazık ki Müslümanlara ezberletilen bu isimler Muhammed’in çocukları değildir. Nasıl mı? Bu başlık altında anlatacağım..
Bilindiği gibi bundan bir süre önce Danimarka’da Jyllands-Posten gazetesi, İsveç’te de karikatürist Lars Vilks tarafından Hz. Muhammed’in karikatürü çizilmişti. Lars’ın çizdiklerini gördüm ama Danimarka’da çizilenleri görmedim. Benzer yaklaşımlar çok yanlış ve olsa olas ancak provakasyon olabilir. Ben bu gibi çıkışları yanlış buluyorum. Hollanda’da Özgürlük Partisi lideri Geert Wilders’in de Hz. Muhammed’in icraatıyla ilgili bir film yapmakta olduğunu basından öğrendim. Bunun ne kadar gerçekçi olduğunu bilemiyorum. Demek istediğim, kutsal dinlerin kaynakları ele alınırken bilimsel bir mantıkla değerlendirilmeli; insanların dini inançlarına hakaret etmekle, boş saldırıyla bir yere varılmaz. O nedenle diyorum ki kutsal dinleri ve kaynaklarını, medeni ve ilmi çerçevede ele almak, değerlendirmek ve hatta eleştirmek ayrıdır, rastgele saldırmak ayrı… Ne yazık ki az sayıda da olsa zaman zaman bu gibi yanlışlar yapılıyor.
Bu başlığa bakılınca ilk etapta basit görülebilir; ancak o kadar da değil. Nedense bu konu bile islam tarihçileri tarafından çarpıtılmış ve bir skandal olay olarak tarihe geçmiştir. Yediden yetmişe hangi müslümanı konuştursak Hz. Muhammed’in erkek ve kızlarının isimlerini bülbül gibi anlatır; ama ne yazık ki Müslümanlara ezberletilen bu isimler Muhammed’in çocukları değildir. Nasıl mı? Bu başlık altında anlatacağım..
İşte İslam tarihinde bu çok önemsiz konuda yapılan çarpıtılmalar, aslında önemli konularda ne kadar gerçek dışı şeylerin yazıldığının bir göstergesi ve kanıtıdır.
Burada Hz. Muhammed’in kız çocukları hakkında her yönüyle bilgi vermeye değil önemli gördüğüm ve gözlerden hep uzak tutulan bir konuya açıklık getirmeye çalışıyorum. Her nedense bugüne kadar bir İslam düşünürü konuya ilişkin o çok net çelişkiler hakkında bir açıklama yapmamış. İşte şartlanma böyledir; hakikat-doğru kolay kolay algılanamaz, gözlere sanki perde çekilmiş gibi olur.
Bu anlattıklarımdan şimdilik bir şey anlaşılmayabilir. O yüzden fazla uzatmadan konu nedir, ne değildir hemen anlatmağa geçeyim..
Bilindiği gibi Hz. Muhammed’in ilk eşi Hatice’den Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm ve Fatma adlarında dört kızı, Kasım ve Abdullah adlarında da iki oğlu dünyaya gelir. Bu kızların üçü Hz. Muhammed’den önce vefat eder ancak Hz. Fatma babasından sonra birkaç ay daha yaşar.
İlk önce konuya ilişkin bir durum tespiti yapmam lazım. İslami kaynaklarda yaygın olan görüş şu: Hz. Muhammed 25 yaşlarında iken, daha önce de iki erkekle(1-Ebu Hale Temimi(Hind), 2-Atik b.Abid/ya da Atik b. Aiz Mahzumi ile) evlenip sonra dul kalan 40 yaşlarındaki Hatice ile evlenir. Muhammed-Hatice çiftinden de yukarıda isimleri sunulan çocuklar dünyaya gelir. Bir de Hz. Muhammed’in Maria adındaki cariyesinden Ibrahim isminde bir erkek çocuğu olur ve yaklaşık 16 aylık iken o da vefat eder. Zaten tüm çocukları da ondan önce ölmüş, az önce belirttiğim gibi yalnız Hz. Fatma ondan birkaç ay sonra yaşayabilmiştir. Kimi İslam tarihçilerine göre Hatice ile Muhammed’den sekiz, kimine göre dokuz çocuk dünyaya gelmiştir. Hatta bu sayıya 11 diyenler de vardır ve şöyle sıralarlar: Kasım, Abdullah, Abdülmenaf, Tayyip, Mütayyip, Tahir, Mütahhir adlarında 7 erkek çocuk; Zeynep, Rukiye, Fatma ve Ümmü Gülsüm adlarında da dört kız çocu k(hepsi Muhammed-Hatice’den)Bunlardan Tayyip ile Mütayyip ve Tahir ile Mütahhir ikizdir.
Gençken evlendiği iki eşten pek çocuk sahibi olamayan Hatice, kırkından sonra Muhammed’le evlenince maşaallah iki kez çift doğurur [1]. Ben işin bu tarafıyla pek ilgilenmem: Bu yaştan sonra Hatice’nin bunu yapıp yapamayacağı ilgi alanımda değil. Ben meşhur ve yaygın olan görüşü kabul edip değerlendirmemi bunun üzerinde yapacağım. Yani kabul ederim ki Muhammed-Hatice çiftinden dört kız ve iki oğlan dünyaya gelmiştir.
Şimdi de meşhur İslam tarihçisi İbni Sad’ı (ölüm, 230 hicri) baz alıp konu hakkında detaylara gireyim. Tabi ki İbni Sad dışında sayısız İslami kaynak da aynı şeyleri paylaşıyor; onları da zaten gerektiği yerde vereceğim.
A-ZEYNEP
Muhammed’in kızlarından Zeynep, teyzesinin oğlu Ebü-l As/Lakit ile evlenir. Bu evlilik, Muhammed henüz peygamber olmadan gerçekleşir. Prof. Dr. Rıza Savaş bunu kaynağında anlatırken “İslamdan önce bazı ailelerde anneler, kız çocuklarını evlendirebilirdi. Mesela Muhammed peygamber olmadan önce Hatice’nin kendi kızı Zeynep’i, kız kardeşinin oğlu Ebu’l As ile evlendirmesi ve Muhammed’in ses çıkarmaması buna örnek gösterilebilir.” diyor. Rıza Savaş gibi ilahiyatçı akademisyenler (yani İslami otorite), Muhammed’in 25 yaşında evlenip 40 yaşında peygamber olduğu ve bu kızın da ondan sonra dünyaya gelmiş olduğu gerçeğine rağmen bu kızcağızın kaç yaşında evlendirildiğini sorgulamamaları düşündürücüdür.
Maalesef hiçbir islam mütefekkiri bu konuda bir açıklama yapmamıştır. Bunun nedeni -muhtemelen- küçük kızlarla evlenmeyi normal karşılıyor olmalarıdır.
Yine konuya ilişkin Diyanet işleri başkanlığınca tercüme edilen Tecrid-i Sarih’te şu var: “Henüz Muhammed’e peygamberlik gelmeden Hatice birgün Zeynep’i kendi kızkardeşinin oğluna teklif eder. Muhammed de buna ses çıkarmaz/onay verir ve bunlar evlenir.” Burda da diğer kaynaklarda olduğu gibi kızın evlendiği tarih, peygamberlikten öncedir ama yaşı konusunda bir açıklık yoktur.[2]
Daha önemlisi birçok İslami kaynakta bunların doğum tarihleri bile yazılmıştır. “Muhammed 30 yaşında iken Zeynep, 33 yaşında iken Rukiye, bundan sonra Ümmü Gülsüm ve 35 yaşında iken de Fatma dünyaya gelmiştir.” şeklinde çok net açıklamalar bulunmaktadır. Hatta İbni Hacer Askalani “Zeynep peygamberlikten çok az bir süre önce doğmuş ancak bu sürenin 10 yıl önce olduğunu söyleyenler de vardır” diyor[3] (Elalemin çocuklarını Muhammed’e saydırmakla birlikte onlara bir de sahte doğum tarihleri belirlemişler…)
Muhammed peygamber olup Medine’ye geçtiği zaman, Zeynep-Ebü’l As ikilisinin evliliği Mekke’de devam ediyordu. Zeynep’in eşi, Mekke’nin ileri gelenlerinden güvenilir bir kişi, maddi bakımdan zengin bir tüccardı. O yüzden etrafındaki insanlar ona “Zeynep’i boşa, sana istediğin kızı getiririz. Çünkü hem maddi hem de manevi olarak önemli birisin. Dolayısıyla birçok kız seni ister” derlerdi. Buna rağmen adam onlara olumsuz yanıt verirdi. Tarihçi-müfessir Taberi ve İbni Hacer Askalani “Peygambere rağmen bunlar birbirlerinden ayrılmadılar” diyor.[4]
Burada onların yoğun sevgilerine somut bir örnek vereyim: Hicri ikinci yılda meydana gelen Bedir savaşında Zeynep’in eşi müşrikler safında yer alır ve esir düşer. Zeynep onun esaret haberini alınca Hatice’nin evlilik esnasında kendisine hediye olarak verdiği gerdanlığı çıkarıp Muhammed ve Müslümanlara fidye olarak gönderir ki eşini serbest bıraksınlar.. Muhammed bunu duyunca, kocasını karşılıksız olarak bırakır ve -güya ona- “Sen de kızımı gönder” der; adam da söz verir, “Gerekeni yaparım.” der.[5] (Demek ki Muhammed’in tanrısı akraba torpili kabul ediyormuş ki yakın akraba bedava serbest bırakılabilmiş..)
Ancak daha sonra Zeynep’le kocası birbirlerinden ayrılmak zorunda kalırlar. Çünkü -az önce de belirttiğim gibi- adam esaretten kurtulunca onu Medine’ye göndermeye söz vermiştir ve Mekke’ye gelince de Zeynep’i birilerine teslim edip gönderir. Böylece Zeynep, babasının yanına Medine’ye gitmek için yola koyulur. Ancak Zeynep’in bu şekilde (eşinin Muhammed’e esir düşmesi sonucu yapılan pazarlıklar yüzünden) gitmesi ve güpegündüz yola çıkması tabii ki Mekke müşriklerinin zoruna gider. “Hem savaşta bizi mağlup etti, esirlerimizden fidye aldı hem de namusumuzu bizden aldı” diyerek onun gitmesini engellemek isterler. (Normalde Ebü-l As’a “Eşini boşa” diyorlardı; ancak ayrılık nedeni farklı olunca bu hoşlarına gitmez.) O yüzden Zeynep yola koyulunca, Hebbar b. Esved adında bir şahıs ona baskın düzenler. Zeynep yere düşer, kaburgası kırılır; olay anında eski eşinden hamiledir ve çocuğunu düşürür. Zeynep burada aldığı darbeler ve kan kaybı yüzünden ağırlaşır ve bu yüzden -zaman içinde- vefat eder. [6]
Kadın henüz hayatta iken yaklaşık 170 kişilik bir Müslüman grubu, onun eski eşinin de içinde bulunduğu bir Mekkeli ticaret kafilesinin yolunu keser. Bu arada eşi kurtulmayı başarır ve kaçıp Medine’ye gider; bir gece gizlice eşine sığınır. Zeynep bu durumu Muhammed’e danışmadan yüksek sesle “Eşim gelip bana sığındı; ben de onu affettim, haberiniz olsun. Kimse ona dokunmasın!” diyerek halka ilan eder. Bunun üzerine -güya- Zeynep’in eşi de Müslüman olur ve Medine’de yaşamayı sürdürürler.
Tabi ki bu ikiliden Ümame adında bir kız, Ali adında da bir erkek çocuk dünyaya gelir. Oğlan küçük yaşta vefat eder; ancak kız büyür ve teyzesi Hz. Fatma’nın vefatından sonra Hz. Ali ile evlenir.[7] Tabi ki “Bu kızcağız Hz. Ali ile evlenirken kaç yaşındaydı, yaşı evlilik için uygun muydu?” diye kimse sormamıştır. Ben de detaylı olarak üzerinde durmam. Ancak şu var ki Ümame ile Hz. Ali arasında yaş farkı çoktu. Kısa bir ipucu verip geçeyim: En başta Diyanet’in tercüme ettiği Tecrid-i Sarih, no: 313’te şu var: “Muhammed namaz kılarken bu kız öylesine küçüktü ki bazen namaz içinde Muhammed’in sırtına tırmanırdı. Ayrıca bu açıklama en başta Buhari ve Müslim olmak üzere diğer hadis kaynaklarında da geçmektedir[8].
Şu hatırlatmayı yapmakta da yarar var: Namaz, Muhammed Medine’ye hicret etmeden yaklaşık bir buçuk yıl önce, O’nun Mirac’a çıkmasıyla farz kılınır. Fatma da hicri 11. yılda vefat ettiğine göre kızcağızın hangi yaşta evlendiği tahmin edilir.
Ali ile evlendikten sonra zaman içinde birgün Ali kendisine “Korkarım ki ben ölünce Ebu Süfyan oğlu Muaviye sana talip çıksın! Bu durumda beni dinlersen Nevfel oğlu Mugire ile evlen” der. Hz. Ali öldürülünce de kadın Mugire ile evlenir. (Demek ki kocanın, öldükten sonrası için karısına eş bulması normal bir şey ki, din adamları konuya ilişkin bir yorumda bulunmamışlar..[9] Hz. Ali hanımına koca önerebildiği halde Muhammed hanımlarına “Ben öldükten sonra size evlilik yok; bu Kur’an’ın gereğidir.” demiş![10]
B-RUKİYE VE ÜMMÜ GÜLSÜM
Muhammed’in kızlarından Rukiye, babası henüz peygamber olmadan Ebu Leheb’in oğlu ’Utbe’ ile evlendirilir. Diğer bir kızı Ümmü Gülsüm de peygamberlikten önce Ebu Leheb’in bir diğer oğlu Uteybe ile evlendirilir. Yani iki kardeş bacanak olur. Yaygın olan kanaât Muhammed peygamber olduktan sonra bu evliliğin devam ettiğidir; ta ki Ebu Leheb hakkında Kur’an’daki Tebbet suresi oluşuncaya kadar… Tebbet suresi inince Ebu Leheb ve hanımı Ümmü Cemil, oğullarına “Muhammed’in kızlarını boşayın” der. Bu surenin anlamı şudur: “Ebû Leheb’in elleri kurusun. Zaten kurudu(1). Ona ne malı fayda verdi ne de kazandığı(2). O, bir alevli ateşe girecektir(3); boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak karısı da o ateşe girecektir. (4-5)
Tebbet iniş sıralamasında Kuran’ın 114 suresi içinde 6. sırada yer alır. Yani peygamberliğin hemen ilk yıllarında oluşan bir suredir. Bu suren,n inişinden sonra Ebu Leheb ve eşi Ümmü Cemil sinirlenerek oğullarına “Bu adamın kızlarını boşayın!” der. Ayrıca Mekkeliler de Ebu Leheb’in bir oğluna “Muhammed’in kızını boşa” diye teklifte bulununca O da “Eban bin Sait bin As’ın kızını bana getirirseniz ben kabul ederim” yanıtını verir; onlar da bu şartı kabul ederler … Sonuçta oğlanlar Rukiye ile Ümmü Gülsüm’ü bırakır.
Burada İbni Hacer “Rukiye peygamberlikten önce Ebu Leheb’in oğluyla evlendirilir; İslamiyet gelince ayrılırlar ve bu kez de Osman’la evlendirilir.” diyor. Bu “ayrılın” teklifi Zeynep’in eşine de yapılır; ancak o kabul etmez. Rukiye’nin Ebu Leheb’in oğluyla evliliği konusunda farklı rivayetler de vardır: “Rukiye, Utbe ile evlendirildikten sonra bu evlilik devam eder; ta ki kocası ölene kadar. Daha sonra da Osman’la evlendirilir.” denir.[11]
Burada ilginç bir durum daha var. Dolabi gibi bazı siyer/tarih yazarları “Osman Rukiye ile evlendiğinde Muhammed peygamber değildi..” diyorlar. Bu durumda bu kızların Ebu Leheb’in çocuklarıyla evlenmeleri ancak hayâl olur.. Ya da bunlar Osman’dan önce Ebu Leheb’in çocuklarıyla evlenmişse o zaman da ayrılma nedenleri din olamaz. Ancak bu kızların Ebu Leheb’in çocuklarıyla evlilikleri konusunda İslami kaynaklarda hemen hemen fikirbirliği vardır ve Tebbet suresinin onların boşanmalarına neden olduğu görüşü yaygındır. Keza bu durumda artık peygamberlik de vardır. O yüzden Osman’ın da peygamberlikten önce evlendiği fikri dengeleri altüst eder.
D.Bekiri, Dolabi gibileri ya bu kızların Ebu Leheb’in çocuklarıyla evliliklerini inkâr etmeliler -ki bu mümkün değildir- veya başka neden göstermeleri gerekir. Çünkü şayet “Ebu Leheb’in çocuklarıyla olan evlilikleri kabul edilip İslam’dan önce gerçekleştiği” görüşü benimseniyorsa, o zaman bu kızların İslamdan önce iki kez evlendikleri ortaya çıkar ve doğum tarihleri de bellidir. Rukiye peygamberlikten 7 yıl önce dünyaya gelmiş, Ümmü Gülsüm de ondan sonra doğmuştur. İşte bu 5-6 yıllık ömürle nasıl iki kez evlenebilir bu kızlar?
(Görüldüğü gibi öyle kötü/beceriksiz bir tarih hazırlamışlar ki insan ne yapacağını ve doğruyu nasıl bulacağını bilemiyor. [12]. Konu çelişkilerle dolu.. Bu anormallikleri tespit etmemiş olsaydım bu yazıyı yazmam söz konusu olmazdı.)
Muhammed daha Mekke’de iken Müslümanlar 1-2 kez Habeşistan’a hicret eder. Brincisi Muhammed 45, diğeri de 46 yaşında iken gerçekleşir. Her iki seferde de Halife Osman’la eşi ve aynı zamanda Muhammed’in kızı diye iddia edilen Rukiye de vardır. Rukiye o sırada hamiledir. Gemide çocuğunu düşürür ya da doğurur ama kısa bir süre sonra bir horoz çocuğun gözünü kör eder; çocuk ölür… Rukiye, daha sonra Medine’ye geçer ve hicretin ikinci yılında orada vefat eder.[13]
Rukiye’nin ölümü üzerine Osman dul kalınca bu kez Halife Ömer kendi kızı Hafsa’yı ona teklif eder; ancak Osman cesaret edemez. Çünkü bilgi almıştır ki, Muhammed de Hafsa’ya taliptir. Muhammed bunu duyunca hemen çözümü bulur; “Hafsa benim olsun, Osman’a da ikinci bir kızımı (Ümmü Gülsüm) vereceğim der. Hafsa Muhammed’e, Ümmü Gülsüm de Osman’a varır. Tabi ki bu evlilik Medine’de, Bedir harbinden sonra gerçekleşir. Çünkü o tarihe kadar Rukiye ölmemiştir; ikinci evlilik onun ölümünden sonra gerçekleşir.
Fatma, Rukiye ve Zeynep’in ne zaman, nasıl Mekke’den Medine’ye hicret ettikleri İslami kaynaklarda anlatılıyor ama Ümmü Gülsüm’le ilgili herhangi bir bilgi yok. Acaba ne zaman ve kiminle Medine’ye gitmiştir? Hz. Ali Muhammed’den “Siz de Medine’ye gelin” diyen bir mektup alınca O da yanına Hz. Fatma, Esed b. Hişam kızı Fatma, Zübeyir b. Abdülmuttalib kızı Fatma ve Muhammed’in amcası Hamza’nın kızı Fatma ile Ümmü Eymen adındaki kadını ve Ebu Vakıd Leysi adındaki adamı alarak yola çıkar. Müslümanlardan fakir-fukara, zayıf olanlar da gruba katılır. Ümmü Gülsüm’ün onlarla gidip gitmediği ise muğlâk.. Bu kadın hicretin dokuzuncu yılında Medine’de vefat eder.[14]
Muhammed bu kızları Osman’la evlendirirken de çok enteresan açıklamalar yapmıştır. Bunlardan birkaçını sunmak isterim..
İlkin Rukiye’yi Osman’a verirken şunu demiştir: “Cebrail bana Allah’tan vahiy getirdi.. Kızını Osman’a ver.” dedi; ben de veriyorum.” Daha sonra Rukiye ölünce bu kez aynı vahiy ikinci kızı Ümmü Gülsüm için iner. Zamanla bu kızı da vefat edince şu açıklamaları yapar: “Üçüncü bir kızım olsaydı onu da Allah’ın vahyiyle Osman’a verirdim.” “On kızım olsaydı hepsini Osman’a verirdim.. Biri öldü mü diğerine başlardım; ta ki hepsi bitsin.” “Kırk kızım olsaydı hepsini Osman’a verirdim.” “Yüz kızım olsaydı yine Allah’ın emriyle Osman’a verirdim.” [15] Muhammed’in yaşındaki Osman’da ne gibi maharetler, kerametler varmış ki Muhammed’in Allah’ı bu çocuk yaşlardaki kızları Osman’a feda etmek istemiş…
Görüldüğü gibi kutsal sayılan tanrı mefhumu ne kadar küçültülüyor. İnsan bunun gibi hikayelere bakınca hızlı bir şekilde tanrıdan uzaklaşır. Kişiye özel ve bu kadar basit konularda yorumlar yapan bir tanrı, tanrı olur mu? Ben bunu anlatırken aklıma bir olay daha geldi, onu da buraya alayım: Muhammed’in çocuğu olmayınca inanmayanlardan As b. Vail ona “kısır adam” der. Tabii ki Muhammed’in canı buna çok sıkılır. Hemen bir ayet iniverir “Ey Muhammed! Kuşkun olmasın ki soyu kesik/kısır olan seni kötüleyenin ta kendisidir” diye.. (Bu konuda tüm tefsirlere, sebeb-i nüzul kaynaklarına bakılabilir.)
Bu konuda islami kaynaklarda çok ilginç bilgiler de var. Mesela Taberani, D.bekiri, Kastalani, Dolabi, Heysemi, İbni Abdi’l Ber, Makdisi gibi tarihçiler “Hz. Muhammed’in tüm kızları peygamber olduktan sonra (yani 40 yaşından sonra) doğmuşlardır” şeklinde bilgi aktarırlar[16]. Ama birçok kaynakta bunların bırakın peygamberlikten sonra doğması, peygamber olmadan önce evlendikleri yazılıdır.
Şimdi de verdiğim bilgileri sorgulayarak somutlaştırmaya çalışayım:
A-Kabul edelim ki Zeynep, babası 30 yaşında iken doğdu ve peygamberlik yaşı olan 40’tan önce teyzesinin oğluyla evlendi. Arada 7 senelik bir ömür var. Peki bu yaşta kocaya verilmesi nasıl açıklanabilir?
B-Halife Osman ile Hz. Muhammed arasında 1-2 yaş fark var; yani nerdeyse yaşıtlar. Peki nasıl olur da Hz. Muhammed 33 yaşında iken Rukiye dünyaya gelir ve henüz peygambelik gelmeden (40’tan önce) onu Ebu Leheb’in oğluyla evlendirir? O zaman kız henüz 7 yaşında. Ve nasıl olur da din nedeniyle eski eşinden ayrılan bu Rukiye’yi yine peygamber olmadan (40’tan önce) Osman’a varır; peygamberliğin beşinci yılında (yani kız 12 yaşında iken) Osman’la birlikte Habeşistan’a hicret eder ve bu Osman’dan hamile iken yolda çocuk düşürür? Kızcağız hicretin ikinci yılında vefat ederken İslam tarihindeki verilere göre 21 yaşında.. Osman, Muhammed’in yaşıtı.. Rukiye ile kardeşi Ümmü Gülsüm de Osman’ın kadınları ve doğum tarihleri belli.. İslam’a gönül veren müctehidler, akademisyenler bu yaşı doğal karşılıyorlar. Bunun başka örnekleri de var islamda: Muhammed’in 9 yaşındaki Ayşe’yi alması ve 55-60 yaşlarında iken aldığı Safiye, Cüveyriye, Maria, Hafsa, vs..
C-Rukiye ölünce Muhammed bir küçüğü olan Ümmü Gülsüm’ü Osman’la (dede Osman’la) evlendirir ve bunu yaparken de “tanrı bana bu konuda vahiy göndermiştir” der. Ümmü Gülsüm de ablası Rukiye gibi önceden Ebu Leheb’in bir diğer oğlu Uteybe ile evlenmişti ve din engeli yüzünden boşanmıştı. Bu kızlar Muhammed’in olduğuna göre bu olaylar onların küçük yaşta evlendirildiklerini göstermez mi?
Dikkat edilirse ben bunların olası en yüksek yaşlarını değerlendiriyorum. Daha önce de belirtildiği gibi, bunların peygamberlikten sonra doğduklarını yazan önemli islam tarihçileri de var. Yani “tüm bu çocukları Hatice 55 yaşından sonra doğurmuştur” diyen birçok İslam tarihçisi var[17]. Bunu aktaran ve safça inanan tarihçilere “Menapoz döneminde Hatice bunları nasıl doğurur?” diye sormak lazım. Ama biliyorum ki yanıtı hazır: “Allah’ın peygamberidir; bu yaştaki Hatice’ye değil ki ikiz, üçüz-dördüz bile doğurtur!”
Hatice’nin Muhammed’den evvel iki sefer evlendiği daha önce de belirtildi. Genç yaşında o kadar çocuk yapmadı da 55 yaşına gelince mi atağa geçti? Görüldüğü gibi ortada inanılmaz bir manzara var..
D-Hz. Fatma henüz Hz. Ali ile evlenmemiş iken hem Ebubekir hem de Ömer onu kendileri için O’nu Muhammed’den isterler; ama o vermez. Gerekçe olarak da “Kızım küçük; aranızda yaş farkı var!” der ve sonuçta Hz. Ali’ye verir. Peki aynı Muhammed neden bu yaş farkını gözeterek bu adaleti diğer kızları için uygulamadı; onlara da yazık değil miydi?
E-Eğer bu kızlar da Hz. Muhammed’in ise neden onlarla ilgili İslam literatüründe önemli bir şey yok? Kaldı ki erken de ölmemişler. Rukiye hicretin ikinci, Zeynep sekizinci, Ümmü Gülsüm de dokuzuncu yılında vefat etmiştir. Hz. Muhammed hicretin onbirinci yılında vefat ettiği göz önünde bulundurulduğunda Hz. Fatma hakkında sayılmayacak kadar çok hadis olmasına rağmen diğerleri hakkında hiçbirşey olmaması dikkat çekicidir. Aslında onlar yetimdir; nasıl böyle olduklarını anlatacağım..
Aslında ben İslami kaynaklardaki bilgilere bakınca Hz. Fatma dışında Muhammed’in çocuğu olmadığı kanısına varırım. Çünkü Muhammed vefat edince ondan birçok genç kadın dul kaldı. Örneğin Ayşe 18 yaşında; Cüveyriye, Safiye, Hafsa, Ümmü Habibe, Ümmü Seleme, Zeynep b. Cahş… 20-35 yaşlarında dul kaldı. Neden bunlardan hiçbiri Muhammed’den hamile kalmadı da (görüldüğü gibi yaşları uygun ve henüz menaopoz devresi de söz konusu değil) Hatice o yaşta bu kadar çocuk doğurdu? Üstelik iki kez de ikiz olmak üzere!..
Burada şu söylenebilir: “Efendim Maria da Muhammed’den hamile kalmıştır”. Hayır, Maria’nın doğurduğu çocuk (İbrahim) Muhammed’den değildi. Nitekim Muhammed Hz. Ali’yi görevlendirir “Git hem Maria’yı hem de onunla ilişkiye gireni öldür!” der. Daha sonra farklı bir formül uygulanır; ikisi de infaz edilmekten kurtulur. Ben bu olayı kanıtlarıyla birlikte başka bir kaynağımda anlattığım için burada detayına girmiyorum[18].
Fatma -muhtemelen- Muhammed’in kızıdır diyorum; çünkü İslami kaynaklarda ona çok yer verilmiş, hakkında çok fazla hadis var.. Mesela “‘Fatma benden bir parçadır; kim ona eziyet ediyorsa bana etmiş olur” gibi..[19] Ancak benzer hadisler diğer kızları hakkında yok. Halbuki onlar da uzun yaşadılar; ikisi Muhammed’den 1-2 yıl önce vefat etti.
Aslında Hz. Fatma dışında kalan bu kızlar (Zeynep, Rukiye ve Ümmü Gülsüm) Muhammed’le Hatice’nin çocukları değildi. Hatice’nin Hale adında bir kız kardeşi vardı. Bu kadın daha önce biriyle evlenir; evlendiği kişinin de bir başka hanımından kız çocukları var. Babaları ölünce bunlar üvey annede (Hatice’nin kız kardeşinde) kalırlar. O da vefat edince kızlar ortada sahipsiz kalır. Hatice’nin maddi durumu müsait olduğu için onları yanına alır. Bu arada kızlar ona hizmet de ederler. Zamanla Hatice Muhammed’le evlenince Muhammed onların üvey babası olmuştur. [20] Araplarda üvey baba mefhumu önemliydi. Nitekim Muhammed bunu Kuranına ekleyerek meşru hale getirdi, tanrı buyruğu saydı. Nisa suresi 23. ayete göre insan, üvey(arapçası rebibedir) kızıyla evlenemez. Halk arasında o zaman bu kızlara “Muhammed çocukları” dendi ve bu gayet normaldi. Bu bilgileri ihtiva eden kaynak çok, ancak kızları Muhammed’den alan pek yok; hep “onun kızlarıdır” deniyor.
İslam aktörleri neden bu yabancı çocukları Muhammed’e vermişler, bunu anlamak zor. İslamın en eski tarihçileri bile Muhammed’den en az bir asır sonra ortaya çıkmıştır; Vakıdi, İbni İshak, İbni Hişam, İbni Sad, Taberi vs… Bunlar tarihsel kaynakları yazmaya başlayınca bakıyorlar ki bu üvey kızlara “Muhammed’in kızları” denmiş. Onlar da gerçek kızları zannedip kayda geçiyorlar. Diyelim ki bu yanlışlık sehven oluştu; peki ama onlara biçtikleri yanlış-anormal doğum tarihlerinin sebebi ne? Bunları nerden çıkardılar? Bu kızcağızların o yaşlarda geçirdikleri evliliklerin savunulacak bir yanı var mıdır?
Sonuç şu:
a) Çoğunluğun iddia ettiği gibi bu kızlar Muhammed ve Hatice’nindir. Muhammed henüz peygamber olmadan bunlar doğmuş ve yine daha peygamber olmadan bunlar 5-7 yaşlarında iken evlendirilmişlerdir.
Veya
b) Muhammed’in peygamberliğinden sonra doğmuşlar ve adı geçen şahıslarla evlendirilmişlerdir. Tabi ki bunlar arasında Osman da var. Hicretin beşinci yılında Osman bu kızlardan Rukiye ile evliyken ve Rukiye de hamileyken Habeşistan’a hicret ediyor. Muhammed’in 40 yaşından sonra bu kızlar doğduğuna göre Rukiye Muhammed 45 yaında iken hamile demektir..
Ya da
c) Önceden de belirttiğim gibi bunlar başkalarından yetim kalan kızlar ve Muhammed-Hatice onları erken evlendirmişlerdir.
Bunlardan başka bir ihtimal de yok.. Bir kere bilimsel olarak Hatice’nin (o zamanki şartlarda) 40 yaşında evlenip de bu kadar çocuk yapma ihtimali yok. “Bu kızlar başkasınınsa yaşları büyükmüş, artık evlilik çağına gelmişler” düşüncesi de doğru değil. Çünkü onlar yetim kızlar ve Muhammed de genç ve yeni damat.. Bu yüzden kızların bir an önce evden çıkarılması istenmiş.. Sonuçta Muhammed-Hatice’nin ya da başkalarının olsun bu kızlar çok küçük yaşta evlendirilmişler.. Hele hele dedeleri yaşındaki Osman’a verilmesi izah edilir bir olay değil; üstelik de tanrının emri üzerine…
Kızların Muhammed’in olmadığı konusu hiç bir İslami kaynakta yer almamış. Belli ki İslam tarihi kritik noktalarda hep resmi, hep sansürlü; ama bazı konularda da akıllarına geleni yazmışlar. Yalnız yaklaşık bin yıl önce yaşayan bir yazarın bu konuda bir şeyler yazdığını biliyorum. Adı İbni Şehraşub(h.588.ö)[21].. Onun verdiği bilgiler İslamda varolanlarla ters düştüğü için otoriterlerce pek ilgi görmemiş ve neredeyse unutulmuş. Yine Ebü’l Kasım Kufi(h.352.ö) ‘el-İstigase’ adlı yapıtında benzer şeylerden söz ediyor.
İlginçtir, İslami kesim bu makûl yargıyı (“Bu kızlar Muhammed’in değildir”) bile dikkate almayıp “hayır” diyor ve küçük yaşta evlendirilmelerine (tıpkı Hz. Ayşe’ninki gibi) olumlu bakıyor, “sorun yok” diyor.
Buhari’de şöyle bir hadis de var buraya uyan: İki kişi meşhur sahabi İbni Ömer’e bir şeyler sorarlar. Sorulardan biri de “Sen Hz. Ali ve Osman hakkında ne dersin?” şeklindedir. İbni Ömer “Osman.. Umarım Allah onu bağışlamış; ama siz bundan hoşlanmazsınız biliyorum. Ali’ye gelince.. O hem Muhammed’in amcaoğlu hem de damadıdır”[22] diyor. Burada açık bir şey var: Eğer Osman da gerçekten damat olsaydı İbni Ömer Hz. Ali hakkında Osman’dan farklı olarak “Hz. Muhammed’in damadıdır” demezdi. O kızlar Hz. Muhammed’in olsaydı Osman damatlık konusunda Ali’yi geçmiş olmalıydı.. Şu halde “Bunlar Muhammed’in kızları değildi” sonucuna gitmek yanlış olmaz. Ayrıca ‘kızları olmadıkları’ yönündeki kanıtlar da çok güçlü.
Rukiye’nin çok güzel bir kız olduğunu İslam tarihçileri yazmışlar.. Ancak burada İbni Şehraşub farklı bir şey ekliyor: “Birgün halife Osman, Ebubekir’e (ki araları çok iyiydi bu ikilinin) ’Muhammed’e söyle; eğer Rukiye’yi bana verirse ben de ona iman ederim/inanırım’ diye teklif sunar. Ebubekir bunu aktarır ve Muhammed de kabul eder. Bu rivayete göre kızın veriliş nedeni ve halife Osman’ın niçin Müslüman olduğu konusu farklı bir boyut kazanır[23].
İslami kesim akıldan ziyade rivayete önem verdiği için şu ayeti de Muhammed’in Hz. Fatma dışında da kız çocukları olduğuna kanıt gösterebilirler: (Ahzab suresi 59. ayet) “Ey Muhammed.. Kadınlarına, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle başlarını örtsünler…..” İşte burada deniliyor ki “Eğer Fatma’dan başka kızı olmasaydı ayette “kızlarına” denmezdi. Halbuki zamanın örf-adetine göre üvey kızlar da hürmeten üvey babanın kızları sayılıyordu. Kaldı ki cümleye bu şekilde takılmak yerine görünen çelişkilere yanıt bulmak daha zaruridir; ama bunu yapmıyorlar, yapamıyorlar…
Çok enteresandır ki İbni Hacer Askalani gibi bir İslam düşünürü bile bunları anlatırken yaş hesabına hiç değinmemiştir. Şöyle diyor: “Rukiye, Ebu Leheb’in oğluyla evliydi; peygamberlik gelince din yüzünden boşandı.” Yani bu evlilik İslam’dan önce gerçekleşmişti diyor. Peki madem biliyorsun ki Muhammed 25 yaşında, Hatice de 40 yaşında iken evlendiler ve Muhammed de ancak kırk yaşında peygamber oldu.. O zaman bu “kız kaç yaşında evlendirildi” diye merak etmez mi insan? [25]
İşte bu gibi tabuları yıkmak için ilk şart özgürlükçü -her şeyi tartışabilen- bir toplumun oluşmasıdır. Bu da ufukta görünmüyor ne yazık ki. Çünkü siyasilerin bu işten çıkarı var; dört elle sarılıyorlar..
İnanıyorum ki gelecek mutlaka bilimin olacaktır…
Arif Tekin
Dipnot:
[1]-Tarih’ül Hamis, 1/272-275. .
İbni Asakir, Tarih’ü Medinet’ü Dımaşk, 3/132,
İbni Kesir, Bidaye-Nihaye, 5/330
[2]-Prof. Dr. Rıza Savaş, Hz. Muhammed devrinde Kadın. S. 35. Burada Taberi tarihinden alıntı yapar.
Aynı şey Dolabi tarafından el-Zürrüyyet’ül Tahire adlı yapıtında da geçiyor. 1/56-58.
[3]a-Nihayet’ül Ereb, 18/212.
b-İstiab, Zeynep, no: 3360, Rukiye no: 3343 ve Ümmü Gülsüm no: 4201,
c-Üsd’ül Gabe, Zeynep kısmında
d-Tarih-ul Hamis, 1/275
[4] -a-Tarih-ul Hamis, 1/274.
b-İstiab, Zeynep kısmı, no:3360.
c-İbni Kesir, Bidaye-Nihaye, 5/330.
d-Askalani, İsabe Zeynep md. No: 11217
e-Dolabi, Zürrüyyet-i Tahire, 1/59-65
f- Mas’ab Zübeyri,Neseb’ü Kureyşin. s. 21 ve sonrası
[5]- a-Tabakat, 7/258 ve dv. no: 4086;
b-D.bekiri, Tarih-i Hamis, 1/273.
c-Mas’ab Zübeyri, Neseb’ü Kureyşin, s.158 ve 219
[6]-a-Tabakat, 7.cilt, no: 4087-4088.
b-Dulabi, El-Zürrüyyet’ül tahire, s.1/56 vd.
[7]-Dolabi, el-Zürrüyet’l Tahire, 1/72.
[8]a-Tarih-i Hamis, 1/406. Ayrıca Moğultay’ın da bunu söylediğini yazıyor yazar: 1/275.
b-Muhibbüddin Taberi, Zehair-ül Ukba, 162
c-Dolabi, el-Zürriyyet’ül Tahire, 1/72
[9] a-Üsd, Rukiye md.
b-İbni Asakir, Tarih’ü Medinetüi Dımaşk, 3/127.
c-El-Makdisî’(ö.355)el-Bed’ü ve’l-Tarih, 5/17.
d-Tehzib’ü Tarih-i Dımaşk, 1/298,
e-Muhibbüddin Taberi, Zehairü’l Ukba.. 163
f-Nüveyri,Nihayet’ül Ereb, 18/212
g-Askalani, İsabe, no: 11181 Rukiye md.
h-İbni Abdil Ber, İstiab, Rukiye md. No: 3343.
[10]a-İbni Abdi’l Ber, İstiab, no:4201 Ümmü Gülsüm md.
b-Dolabi, el-Zürriyyetü’l Tahire, s.1/88
c-İbni Esir, Üsd, Ümmü Gülsüm md.
[11]-a-Tabakat, 7.cilt, no: 4087-4088.
b-Dulabi, El-Zürrüyyet’ül tahire, s.1/56 vd.
c-Taberi Traih, 2/468
d-D.bekiri, Tarihü Hamis, 1/273
e-Belazuri, Ensab, 2/23 vd
f-İbni Hacer, İsabe, no: 11354. ve 11318 Rukiye md.
g-Tarih’ü Ehli’l Beyt, s. 92
[12]-a-Dolabi, el-Zürrüyet’l Tahire, 1/72. no: 63 Rukiye kısmında.
b-Tarih-i Hamis, 1/406. Ayrıca Moğultay’ın da bunu söylediğini yazıyor yazar: 1/275.
c-Muhibbüddin Taberi, Zehair-ül Ukba, 162
[13] a-Üsd, Rukiye md.
b-İbni Asakir, Tarih’ü Medinetüi Dımaşk, 3/127.
c-El-Makdisî’(ö.355)el-Bed’ü ve’l-Tarih, 5/17.
d-Tehzib’ü Tarih-i Dımaşk, 1/298,
e-Muhibbüddin Taberi, Zehairü’l Ukba.. 163
f-Nüveyri,Nihayet’ül Ereb, 18/212
g-Askalani, İsabe, no: 11181 Rukiye md.
h-İbni Abdil Ber, İstiab, Rukiye md. No: 3343.
[14] a-İbni Abdi’l Ber, İstiab, no:4201 Ümmü Gülsüm md.
b-Dolabi, el-Zürriyyetü’l Tahire, s.1/88
c-İbni Esir, Üsd, Ümmü Gülsüm md.
[15]a-İbni Asakir, Tarih’ü Medinet-i Dımaşk, 3/127 ve 39/40-45
b-Kastalani, Mevahib-i Ledüni, 1/394
c-Taberani Mucem-i Kebir, 6/ 176 , 17/184 ve 22/436
d-İbni Kesir, Bidaye-Nihaye: 5/530
e-Hindi, Kenz’ül Ummal. Osman kısmı.no: 36206 ve devamı.
f-Heysemi, Mecme-ü Zevaid, no: 14509-14512
[16]a-D.bekiri, Tarih’ül Hamis, 1/272
b-Kastalani, Mevahib’i Ledüni, 1/391
c-Dolabi, El-Zürriyyetü’l Tahire, 1/46
d-İstiab, Hatice kısmı 4/1818, no: 3311
e-Taberani, 22/455
f-Mecme’ü Zevaid, 9/253
g-Makdisi, Med-Tarih 4/139 ve 5/16
[17]a -Tarih-i Hamis, 1/406. Ayrıca Moğultay’ın da bunu söylediğini yazıyor yazar: 1/275.
b-Muhibbüddin Taberi, Zehair-ül Ukba, 162
c-Dolabi, el-Zürriyyet’ül Tahire, 1/72
d-Suyuti, Traih’ül Hulefa, s.165
[18]a-Kastalani, Mevahib-i Ledüni, 1/391.
b-İbni Kesir, El-Bidaye ve’l Nihaye 11. hicri yılı olayları 5/330.
c-Makdisi, el-Bed’ü ve’l Tarih, 4/139 ve 5/16 Aynı şeyi Taberani de alır.
[19]Kur’an’ın Kökeni, s. 213. üçüncü baskı.
[20] -Buhari-Müslüm, Fadail-i Fatma.
[21]a-Menakıb’ü Al-i Ebi Talip 1/59-162
b-Ebülkasım Kufi, ’İstigase’ 1/68
[22]Kirabın adı,‘Menakıb’ü Al-i Ebi Talip’
[23]Buhari, Tefsir bölümü, Bakara sursi 193. ayeti kısmında.
[24] Menakib-ü Al-i Ebi Talib,1/22
[25] -İsabe, no: 11181 Rukiye md
About these ads

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s