Sırat Köprüsü

İslami literatürde ‘Sırat Köprüsü’ kavramı genişçe tanımlanır. Bu tanım her ne kadar Kuran’da geçmezse de İslami gelenek Sırat Köprüsü’nü inanışın içine taşımıştır. Bazı İslami çevreler bu tanım Kuran’da yer almadığı için dayanak olarak ele alınmaması gerektiğini ileri sürer. Bir dinsel inancın nasıl şekillendiğini ve dini dogmaların aslında vahiy değil de toplumun tüm eski geleneklerinin bir devamı olduğunu ayrıca bu dogmaların neredeyse tüm eski halkların inancında bir şekilde yer aldığını gösterebilmek için Sırat Köprüsü kavramına ve bunun değişik uygarlıklardaki izdüşümüne kısaca göz atmamız gerekir.

İslam inancında Sırat Köprüsü düşüncesi için şu hadisler temel alınır :

“Cehennem üzerine Sırat Köprüsü kurulur. Bu köprüden ümmetiyle ilk geçecek olan peygamber benim. O gün peygamberlerden başkası konuşamaz. Peygamberler de “Allahım, ümmetime selamet ver; sen onları koru!” diye dua ederler. Cehennemde demir çengeller vardır. Seden ağacının dikenine benzerler. Yalnız bunlar çok büyüktürler. Büyüklük derecelerini yalnız Allah bilir. Herkesi isyanına göre cehenneme çekerler. Onlardan bir kısmı ameline göre helak olur, yok olur, ateşte erir. Bir kısmı hardal tanesi kadar kalır ve sonra kurtulur.” (Buhari, Müslim) Continue reading

İnsanın Yaratılışı

Sümer efsanesine göre evrende ilk olarak Tanrıça Nammu adında büyük uçsuz bucaksız bir su vardı. Tanrıça o sudan büyük bir dağ çıkarıyor. Oğlu Hava Tanrısı Enlil, onu ikiye ayırıyor. Üstü gök oluyor, Gök Tanrısı onu alıyor, yer olan altı da Yer Tanrıçası ile Hava Tanrısının oluyor. Bilgelik Tanrısı ile Hava Tanrısı yeri bitkiler, ağaçlar, sularla donatıyor. Hayvanlar yaratılıyor ve hepsini idare edecek Tanrılar meydana getiriliyor. (27)

Tevrat Tekvin 1:2-9.

“Suların yüzü üzerinde Allahın ruhu hareket ediyordu: Allah ‘suların ortasında kubbe olsun, suları ayırsın’ dedi ve Allah kubbeyi yaptı. Altta olan suyu üstte olan sudan ayırdı ve Allah kubbeye ‘gök’ ve alttaki kuru toprağa ‘yer’ dedi.”

Bundan sonra yerin, bitkiler ve hayvanlarla donatımı geliyor. Enbiyâ Suresi, ayet 30:

“Gökler ve yer yapışık iken onları ayırdığımızı, bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi?”

Burada Sümer ve Tevrat hikâyesi birbirine çok yakın. Kurân’da çok yüzeysel. Fakat ana fikir, gök ve yerin başlangıçta bitişik olması, bunların sudan çıkması aynı. Kuran’da da aynen Tevrat’ta olduğu gibi “altı gün” yer alıyor. (28) Continue reading

Hz. Muhammed’in Kaç Kızı Vardı?

Sahi Hz. Muhammed’in Kaç Kızı Vardı? (Net Bir Skandal)
Bu başlığa bakılınca ilk etapta basit görülebilir; ancak o kadar da değil. Nedense bu konu bile islam tarihçileri tarafından çarpıtılmış ve bir skandal olay olarak tarihe geçmiştir. Yediden yetmişe hangi müslümanı konuştursak Hz. Muhammed’in erkek ve kızlarının isimlerini bülbül gibi anlatır; ama ne yazık ki Müslümanlara ezberletilen bu isimler Muhammed’in çocukları değildir. Nasıl mı? Bu başlık altında anlatacağım..
Bilindiği gibi bundan bir süre önce Danimarka’da Jyllands-Posten gazetesi, İsveç’te de karikatürist Lars Vilks tarafından Hz. Muhammed’in karikatürü çizilmişti. Lars’ın çizdiklerini gördüm ama Danimarka’da çizilenleri görmedim. Benzer yaklaşımlar çok yanlış ve olsa olas ancak provakasyon olabilir. Ben bu gibi çıkışları yanlış buluyorum. Hollanda’da Özgürlük Partisi lideri Geert Wilders’in de Hz. Muhammed’in icraatıyla ilgili bir film yapmakta olduğunu basından öğrendim. Bunun ne kadar gerçekçi olduğunu bilemiyorum. Demek istediğim, kutsal dinlerin kaynakları ele alınırken bilimsel bir mantıkla değerlendirilmeli; insanların dini inançlarına hakaret etmekle, boş saldırıyla bir yere varılmaz. O nedenle diyorum ki kutsal dinleri ve kaynaklarını, medeni ve ilmi çerçevede ele almak, değerlendirmek ve hatta eleştirmek ayrıdır, rastgele saldırmak ayrı… Ne yazık ki az sayıda da olsa zaman zaman bu gibi yanlışlar yapılıyor. Continue reading

ALİ’NİN HALİFELİĞİ

Osman’ın ölümünden sonra Talha ve Zübeyir halife olabilecek tek kişinin Ali olduğunu söyleyerek ona biat ettiler. Bu olaydan sonra herkes Ali’ye biat etti. Yalnız Emeviler buna yanaşmadı egemenliğin kendi ellerinden alınıp tekrar Haşimoğullarına geçmesini hazmedemiyorlardı. Osman’ın akrabalarından Şam valisi Muaviye Osman’ın kanına karşı kan istediğini söylüyor ve Ali’yi Osman’ın katili diye suçluyordu. Talha ve Zübeyir Ali’den kendilerine bir bir valilik vermesini istediler. Ali bunu reddedince Talha ve Zübeyir Ali’nin halife seçilmesine önayak oldukları halde Ali’yi Osman’ın katlinde parmağı var diye suçlayarak Muaviye’nin safına geçtiler. Continue reading

Hz. ALİ ve eşi Hz. FATMA

a) Hz. Ali, Ebubekir’in Halifeliğini Nasıl Kabul Etti?
Önce olayın özetini vereyim. Yukarıda Ebubekir’in halife seçilmesi konusunda biraz değindim; ama burada farklı bazı bilgiler sunacağım. Muhammed’in ölümünden sonra Hz. Ali onun cenazesiyle uğraşırken Ebubekir ve Ömer halifelik konusunda çalışarak Ebubekir’i halife ilan ederler. Yine yukarıda ifade edildiği gibi Ebubekir halife olunca, Hz. Fatma Ebubekir’e gidip babasına ait veraset malından kendi hissesini almak ister; ama Ebubekir vermez. Sonunda Fatma çok rahatsız olur, hatta ona kızar ve evine gider. Bu arada Hz. Ali de halifelik hakkımdır diyerek Ebubekir’in halifeliğini tanımaz. Hz. Ali, hem Fatma’nın bu veraset malına el konması nedeniyle, hem de halifeliğin kendine verilmemesi yüzünden evine kapanır. Bir diğer neden de (kaynaklarda bu çok nadir işlenmiş; asıl sebep halifelik ve Fatma’nın hissesine el konulmasıdır) Hz. Ali güya Kur’an kitap haline gelmeyene kadar ben toplum içine çıkmam demiş ve bu arada evinde Kur’an’ı kitap haline getirmekle meşgul olmaya başlamış. Dolayısıyla Ebubekir ve Ömer’den alakasını keser, tabii ki hem Muhammed’in damadı, hem de amcaoğlu olduğu için, önemli bir kitle Ebubekir’in halife olmasından sonra hâlâ onu destekler, evinde toplantılar yapar. Hatta o arada Ebubekir’e, “Sen rahatımızı bozdun, bizimle istişare etmeden halife oldun” diyerek sert tepki de gösterir. Ebubekir de, “Haklısın; ancak sanıldığı gibi bu iş kolay değil, her kafadan bir ses çıkıyor, ben bu işe soyunmasaydım fitne çıkacaktı” der. (272) Continue reading

Bizdeki Türban, Musevi dininde delikli kutsal evlilik çarşafıdır.

 

Tesettür
Birkere tesettürün ne oluğunu algılamak lazım.

arap yarım adasına indigimiz zaman başörtüsü 220 cm e 70 cm lik bir ölçektedir

siyahtır ancak kenarına bir su taşı yada bir motif işlenebilir
Mantoların abaya dediğimiz mantolaın hiçbirinde takma kol mümkün değidir insan müdahelesinin en az olduğu örtünme şeklini referans alınmıştır
kumaşın enini verdiği noktadan itibaren bu genellikle dirsek üstüdür dirsek üstünden bir motif bir volan gene bir siyah obje takılabilir
göğsü sıkmayacak şekilde koltuk altından vücuda pensiz ve dikişşsiz olark oturur arka ortada dikiş mümkün değildir bolla şarak yere doğru kadının göğsünden sonra hatlarını tamamını örtecek şekilde yere doğru iner.

Arap yarım adasında yani vahabi yada hanifi sünni müslümanlıkta böyle bir kadınında örtünme var başının imaret yani emirlikler sudi arabistan yemen gibi coğrafyalarda ufak değişiklikler metall masklara gidenler olsada peçe üstüne giden olsada çift peçeye siyah eldiven giden bir tesettür var olsada……….. Continue reading

EVLATLIĞINA GÖZ DİKEN

Asıl Kuranı okumak sizin göreviniz.. Hemde ön yargısız.. Arap ;El İlah yani Allah ının sadece Çöl Bedevi sinin putu olduğunu görün…
Peygamber kendisine yıllarca baba diyen gelini ile evleniyor ve Türk Halkının % 90 ı bunu bilmiyor… Uyanın benim milletim.. Ahzab suresindeki allah ın godoşluğunu, peygamberine gelinini helal edişini görün…. (Ahzab 37).. Continue reading